29 Ekim 2017 Pazar

ERZİNCAN'DA 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLAMASI

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı İlimizin  Ordu Caddesi üzerinde yapılan törende Erzincan Valisi Ali Arslantaş, 3. Ordu Kurmay Başkanı ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Mehmet Özoğlu ve Erzincan Belediye Başkanı Cemalettin Başsoy, öğrencilerin  ve halkın bayramını kutladı.
Sayın Valimiz Konuşma yaparken
(Fotoğrafları uzaktan çektiğim için çok net çıkmadı

)
Askeri Bando Takımının Tören Geçişi

 
                                   





 Gazilik nesiller boyu taşınacak onurdur.

BayrakIarı bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, eğer uğrunda öIen varsa vatandır.
Okulların Tören Geçişleri
 
 
Özel Açı Koleji  Öğrencileri ve Öğretmenleri
Biricik Oğlum Ahmed Burkay 

 
 

 

 


18 Ekim 2017 Çarşamba

ERSAĞ SEMİNERİ ERZİNCAN'DA YAPILDI

Hayırlı Günler Çok Kıymetli Takipçilerim..
Ersağ Temizlik ve Kozmetik Ürünlerinden daha önce bloğumda bahsetmiş ve yayınlamıştım.(Burdan Bakabilirsiniz) Dün (17.10.2017) Erzurum Büro Müdürü Hatice AYDIN hanım ile kız Kardeşi Tuğba Hanım İlimizde   Ersağa gönül vermiş üyeler ile  bir araya gelerek Kahve Deryasında   ilk  seminerini gerçekleştirdi. Ferda hanımında gelmesini çok istedik ancak mazeretine binaen aramızda bulunamadı inşallah bir dahaki seminerde aramızda olmasını temenni ediyoruz. Burdan kendilerine kucak dolusu sevgiler sunuyorum.
                                        
Seminerin İlimizde olması  bizleri çok mutlu etti.
                           
 Hatice Hanım Ersağ Temizlik ve Kozmetik  ayrıca Gıda takviyelerinin insan sağlığı üzerinde ne kadar olumlu etkilerinin olduğunu anlattı ve  yapmış olduğu deneylerle kanıtladı .Kendilerine çok teşekkür ediyorum.
                                      
Ersağ Üyeleri Pür dikkat Hatice Hanımı dinledik.
 
Ersağ Ürünlerini  sürekli kullanan biri olarak herkese tavsiye ediyorum.
Çok Güzel Seminer oldu Bilgi Sohbet Muhabbet eşliğinde.
  
 Anne Kız Ersağ Ürünleri Bizim için olmazsa olmazımız oldu artık.

 
         Hatice Hanım  Kızım ve Ben   
BİR DAHAKİ SEMİNERDE  BULUŞMAK DİLEĞİYLE
MUTLU SON
 

27 Eylül 2017 Çarşamba

KEÇE KUĞU ÇANTA

              Günaydın Çok Kıymetli Takipçilerim.
Bundan bir kaç ay önce yakın  akrabamızın yeni aldığı evine  hayırlı olsuna gittik. Allah nazardan saklasın evi çok güzel olmuş. Yüce Mevlam Sağlıkla huzurla oturmayı nasip etsin.Tabi benim kokoş kızım bordo renk kıyafet giyeceğine karar vermiş anne bana  bordo kuğu çanta yaparmısın  deyince anne yüreği dayanır mı  malzemeleri alıp Kuğu çanta yaptım güle güle kullansın biricik prensesim.
 Akrabalardan, Arkadaşlardan,  çok sevdiğim  Dostlarımdan kendilerine Kuğu Çanta  yapmamı isteyenler var fakat hepsine gönül istiyor ki yapayım hediyeleşmeyi çok seviyorum. Ancak boynumdaki fıtık beni çok rahatsız ediyor. Doktorum (Şahin YÜCELİ) bir tane bardağı bile elimde yıkamamın yasak olduğunu söylüyor.  Kendimi  fazla yormadan kolumu dinlendire, dinlendire  kızımın  isteklerini  yapmaya çalışıyorum.  Kim isterse öğretmeye hazırlanmasında yardım etmeye  ben varım sizde yapmaya varsanız bir kuğu çantanız olabilir.   
                                  SAĞLIKLA KALIN
 

22 Eylül 2017 Cuma

GÜL İLE BÜLBÜL HİKAYESİ

 

Şem-a yanan pervâneler, gelsin beraber yanalım
Aşka düşen divâneler, gelsin beraber yanalım
Yanmaktır bizim kârımız, Arz edelim ahvalimiz
Cennette cemâl isteriz, gelsin beraber yanalım
Varın sorun şu bülbüle, neden âşık olmuş güle
Allah için düşmüş dile, gelsin beraber yanalım
Gel şeyhzadem gel sen de yan, yaş yerine dökelim kan
Hak dîdarın isteyen can, gelsin beraber yanalım
 
 
Yüreği doğa sevgisiyle dolu olan bülbül her gün semaya kanat çırpar, ufkun sonsuzluğuna doğru uzanan manzarayı seyrederdi. Gördüklerinden, işittiklerinden, kokladıklarından aldığı ilhamla şarkılar besteler, yüksekçe bir yere konarak içindeki doğa sevgisini şakırdı.
Yine bir gün havada süzülürken gül bahçesine konup bir birinden güzel gülleri seyretmek istedi. Değişik renk ve ebattaki güllerin arasında kırmızı renkli bir gül takıldı. Gözleri kırmızı gülü görür görmez kilitlendi. Ne başka tarafa bakabiliyor ne de uçup gidebiliyordu.
 Bülbül kırmızı güle tutulmuştu. Bir türlü anlayamıyordu o gülün diğerlerinden farkını yada neden hayran olduğunu. Ama o güle tutulmuştu bir kere.
Aslında bülbül sevmek istemezdi gülleri. Solardı çünkü güller, terk ederdi bir süre sonra. Ha! Bir de dikenleri vardı güllerin. Batırırlardı dikenlerini sevenlerine hiç acımadan.
Bu nedenle kapılıp gitmemeliydi o güle, hemen ayrılmalıydı oradan. Bakışlarını kaçırmıştı gülden ama kalbine hükmedemiyordu. İçinde bulunduğu duruma anlam veremiyordu. Onca gülün arasından neden o gülü seçmişti ? Mutlaka bir sebebi olmalıydı. Aşk bu muydu? Gün boyunca gülü düşünmekten kendini alamadı.
Hasreti gece uyutmamıştı bülbülü. Bir daha gülü görememe korkusu büyüdü içinde. Sevmemesi gerektiğini biliyordu o gülü ama yine de görmeliydi, hiç olmazsa bir kez daha. Ertesi gün çiğ taneleri yapraklardan düşmemişken o bahçenin kenarında uzaktan uzağa seyretti gülünü doyasıya. Evet, onun gülüydü o artık. Bir başkasının olmasına tahammülü yoktu.
Artık her gün o bahçeye gidiyor, geceleri ise gülünü hayal ediyordu. Elbette bir gün sevdiğini söyleyecekti gülüne,  gülü  de onu sevecekti. Birlikte mutlu olacaklardı. Her gece ant içiyordu gülü zarar verebilecek her şeyden koruyacağına. Küçücük vücudunu siper edecekti gülüne.
Bülbül artık kendini güle adamıştı, gülün susuz kalmaması için yağmur bulutu getiren rüzgarlara, gıdasız kalmaması için toprağa şarkılar söylüyordu her gün. Rüzgarla toprak yardım ettiler güle ellerinden geldiğince. Onlar da hayrandı çünkü bülbülün  sesine. Bülbülün elinden gelen buydu; güle yardım edebilecek herkese şarkılar söylüyordu gülü için.
Zaman geçtikçe bülbül güle daha fazla bağlanıyor gülünden bir an olsun ayrı kalamıyordu. Hasret acısı, bülbülün küçük yüreğini kavurmaya başlamıştı. Artık uzaktan sevmek bülbülün yüreğini serinletmeye yetmiyordu. Sarılmalıydı gülüne, en  güzel şarkılarını şakımalıydı ona.
 İçindeki kuşkularda büyümeye başlamıştı bülbülün. Acaba sevgisine karşılık bulabilecek miydi ? Ortada bir gerçek vardı: Bülbül güle aşık olsa da bülbülün aşkından gülün haberi yoktu…
Cesaretini toplayan bülbül gülün yanı başına kondu, dikenlere aldırmadan. Artık konuşmalıydı gülüyle, içindeki yangın kendisini kül etmeden yüreğinin sesini güle fısıldamalıydı.
Olanca gücüyle nefes alarak sözlerine başladı o güzel sesiyle. Şakıyarak aşkını  itiraf etti en güzel sözlerle. Sesi o kadar güzeldi ki, güllerin en güzeli kayıtsız kalamadı bülbülün aşkına. Bülbülün yanık sesi gülün de onu ölesiye sevmesini sağladı. Artık her gün buluşuyorlardı. Bülbül, zamanının tümünü gülüyle geçirmeye başlamıştı.
 Sonunda hayalleri gerçek olmuştu bülbülün.
Ama bu duruma üzülenler de vardı, öfkelenenler de. Bülbül zamanını gül ve dostlarıyla geçirdiği için bülbülün güzel sesine hasret kalanlar üzülüyor, hatta kızıyorlardı bülbüle ihmal edildikleri için. 
Gül bahçesinin gülleri “kırmızı gül”ü kıskanmaya başlamıştı. Çünkü kendilerine her gün serenat yapan güzel sesli bülbüller yoktu. Aşk şarkıları yalnızca kırmızı gül için söyleniyordu.
 Sonunda bütün dünya bu aşka karşı ittifak etti. Gül ile bülbül hizaya gelmeliydi. Yağmur bulutu taşıyan rüzgarı uyardılar, gülü baba şefkatiyle besleyen toprağı da. Artık herkes gül ile bülbüle sırtını dönecekti.
Bülbül ise olanlardan habersizdi. Gözü gülünden başkasını görmediğinden dost bildiklerinin kendisinden yüz çevirdiğini fark edemiyordu. O kadar kördü ki ne gülünün ihtiyaçları olduğunu ne de güllerin ömrünün kısa olduğunu göremiyordu.
Susuz ve besinsiz kalan gül günler geçtikçe gül solmaya başladı. Fakat bülbül buna bir türlü anlam veremiyordu. Gülü gözlerinin önünde solmasına rağmen bülbülün elinden bir şey gelmiyordu. Unutmuştu güllerin solduğunu. Bu acıya hazırlamamıştı kendisini. Gülleri sevmemesinin nedenini unutmuştu. Aşkın gücü bunu unutmasını sağlamıştı.
 
Kısa süre sonra gül solup gitti . Güle aşkı ona sevgiliyi sadece güzelliğiyle değil dikenleriyle de sevmesi gerektiğini öğretmişti. Gözü yaşlı bülbül dikene rağmen sevip kucakladı gülünü. Doyasıya sarıldı gülüne son bir kez, bırakmamacasına sıkı sıkı.
Bülbül gülünü görene kadar dikenleri olduğu için gülleri sevmemiş, sevememişti. Ama şimdi ıstırap içindeki bülbül hiçbir şeyi düşünmeyerek sarılıyordu gülüne. Onu bir daha bırakmamacasına, tek vücut olurcasına. Gülün dikenleri bülbülün minik yüreğine saplanıyor, aşk sarhoşu olan bülbül acıya ve kanının boşalmasına aldırış etmeden daha sıkı sarılıyordu.
Küçücük vücudundan sızan kanların ne önemi vardı ki artık sevdiği yanında yokken. Ölüm korkutmuyordu onu. Canı vücudundan neredeyse tamamen çekilmişti artık. Son bir hamleyle gülünün toprağa serilmiş cansız vücudunun yanına  uzandı, yavaş yavaş kapandı gözleri.
Son nefesini veren bülbül en ufak bir pişmanlık dahi duymuyordu. Gül ile bülbül yerde yatan iki cansız küçük bedenden ibaretti artık. Ama aşkları dilden dile dolaştı, gülün güzelliği, bülbülün sesi efsaneleşti. Netten alıntıdır.
Hayırlı Cumalar


 

19 Eylül 2017 Salı

OKULLAR AÇILDI HEYECAN BAŞLADI

    
Artık  ortaokul öğrencisi oldu evimizin neşe kaynağı biricik oğlumuz           Ahmed Burkay..
 
   İlimizde Açı Koleji bu yıl yeni açıldı  Hayırlı Uğurlu olsun inşallah Yüce Mevlam Utandırmasın.
 
                                                  

Okullar  dün eğitime başladı malum ortaokul 1.sınıf (5.sınıf) olunca Uyum Haftası başlığı altında 11.09.2017 (geçen hafta) tarihinde okul maratonumuz başlamışdı.

 Her ne kadar 2. haftamız olsa da dün sabah yine ilk gün ki heyecan ile ailecek okul yolunu tuttuk.


 
Ahmed Burkay  heyecanını tam anlamıyla dışa yansıtamasa da kıpır kıpırdı içi.. Bu güzel gününde eşim, ablası ve ben oğlumuzun yanında olmaya çalıştık bir o kadarda duygulandık.. Başta oğlum olmak üzere tüm eğitim gören yavrularımıza sağlıklı, başarılı, mutlu bir eğitim yılı geçirmelerini diliyorum..